Tarihi Maraş çıkarması ve KKTC’nin geleceği

KKTC’nin 37’inci kuruluş yıldönümü Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli ve Bakanların katıldığı bir program ile coşkuyla kutlandı. Özellikle geçmiş dönemlerdeki kutlamalardan farklı olarak bu yıl Maraş’ta gerçekleştirilen piknik etkinliği Türkiye’nin yeni dönemde KKTC politikalarına dair ip uçları verirken, Lefkoşa-Ankara hattındaki bağların daha da kuvvetli bir şekilde perçinlendiğini gösterdi.


Yavru Vatan Kıbrıs’ın 37’inci kuruluş yıldönümü, geçmiştekilerden farklı olarak çok daha büyük bir coşku ile kutlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli, Bakanlar ve milletvekillerinin de katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, Türkiye ile KKTC arasındaki bağların yeni dönemde daha da kuvvetli bir şekilde yürütüleceğinin işareti oldu.

Özellikle KKTC’de gerçekleşen seçimlerin ardından başa gelen Ersin Tatar, Akıncı yönetiminin aksine Kıbrıs-Türkiye hattını daha da kuvvetli hale getirileceğini her fırsatta dile getirirken; Maraş‘ta verilen bu poz, Türkiye ile Kıbrıs’ın ilişkilerinde geleceğe önemli bir ışık oldu.

Kıbrıs ve Türkiye’nin kırmızı çizgisi haline gelen Kapalı Maraş’a üst düzey bir çıkarma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyeti, dünyaya mesaj verdi. Maraş ziyareti ve KKTC-Türkiye ilişkilerindeki geleceği uzmanlar Haber7.com’a değerlendirdi. AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, KKTC İlim Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Ata Atun, Asst.Prof.Dr. Emete Gözügüzelli ile KKTC Dışişleri eski Müsteşarı Osman Ertuğ konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

BÜLENT TURAN: TAŞIDIĞI MESAJ ÇOK KIYMETLİYDİ

Üst düzey ziyarette Türkiye’nin adeta kırmızı çizgisi olan Maraş ve KKTC konusunda dünyaya önemli bir mesaj verildiğini aktaran AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, şu ifadeleri kullandı:

“Kıbrıs ziyareti, Kıbrıslı kardeşlerimizle birlik, beraberlik ve dayanışmanın yanında oldukça anlamlı ve taşıdığı mesaj açısından çok kıymetliydi. Ziyarette Sayın Cumhurbaşkanımızın “Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve KKTC’nin adil bir şekilde yer almadığı hiçbir denklem barış ve istikrar üretemez” sözleri uluslararası topluma önemli bir mesajdı. Yoğun yağan yağmura rağmen, binlerce Kıbrıslı kardeşimiz törenlere katıldı.”

46 YILLIK HASRET SONA ERDİ

“Haklı olduğumuz davalarda gösterdiğimiz dirayet ve kararlılık, tarihi başarıları beraberinde getiriyor. Bunun örneğini Doğu Akdeniz’de, Libya’da, Suriye’de ve daha birçok yerde görüyoruz. Yine Kapalı Maraş bölgesine yapılan ziyaret oldukça anlamlıydı. Bilindiği üzere; kararlılık, dirayet ve cesur adımlar Maraş’ta 46 yıllık hasreti sona erdirmişti.”

“MİLLİ DAVAMIZ, KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”

“Kıbrıs; bize tarihin emaneti, yüreğimizin bir parçasıdır. Kıbrıs, milli davamız ve kırmızı çizgimizdir. Kıbrıs Türklerinin haklarını ve Doğu Akdeniz’deki uluslararası hukuktan doğan haklarımızı korumakta kararlıyız. Dün olduğu gibi bundan sonra da her adımda Türkiye olarak KKTC ile birlikte hareket etmeye, KKTC’ne yapılan çifte standartla ve adaletsizlikle mücadele etmeye devam edeceğiz. Bununla birlikte KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yakalanan olumlu iklimin devam etmesini, Hükümet krizinin bir an önce aşılmasını temenni ediyoruz.”

OSMAN ERTUĞ: HERHANGİ BİR MANTIĞA DAYANMAMAKTADIR

KKTC’nin Dışişleri eski Müsteşarlarından ve geçmişte başmüzakereci görevini üstlenen Osman Ertuğ da, Lefkoşa ve Maraş’a gerçekleştirilen ziyaretlerin, Rum tarafın hak iddialarına ve propaganda girişimlerine karşı önemli bir mesaj olduğunu vurguladı:  

“Kapalı Maraş bölgesi 46 yıldır “Hayalet Şehir” olarak Kıbrıs Rum tarafınca bir propaganda malzemesi olarak kullanılan, KKTC üzerinde bulunan bir toprak parçasıdır. Bir burayı çeşitli vesilelerle, bir paketin parçası olarak önerdik. Ancak tüm öneriler Rum Yönetimi tarafınca reddedildi. Ayrıca bütünlükçü bir çözümün parçası olarak da müzakerelerde oldu. Fakat Kıbrıs Rum tarafı bunu da reddetti. Dolayısıyla bu bölgenin kapalı kalması, ekonomik siyasi ve insani açıdan herhangi bir mantığa dayanmamaktadır. Bu statükonun bir parçası haline geçmiştir. Değiştirilmesi gerekmektedir.”

ULUSLARARASI HUKUKA UYGUN

“Türkiye’nin desteğiyle bizim yaptığımız bu hamle ezber bozmaya, kalıplaşmış düşünceyi ortadan kalmaya yönelik olumlu bir hamledir. İnsani açıdan bakıldığında da eski mal sahiplerine, sakinlerine -ki bunların çoğunluğu Kıbrıslı Rumlardır- onlara da gelip haklarına sahip çıkmalarına yönelik bir hak arayışıdır. Dolayısıyla BM’nin kararlarına da uygundur. Ayrıca AİHM’nin tavsiyesiyle kurduğumuz bir taşınmaz mal komisyonu vardır. Haklarını ararken bu insanlar oraya müracaat edecek.  Halihazırda 200’ün üzerinde kişi buraya müracaatını yapmışlardır. Dolayısıyla bunun artık kapalı kalmasının bir mantığı kalmamıştır.”

“STATÜKYOA DUR DİYECEĞİMİZ DÜNYACA ANLAŞILMALIDIR”

“Dünyaya vemek istediğimiz mesaj bizim, mağduru olduğumuz statükonun sürmesine -gerek Kapalı Maraş, gerekse Kıbrıs meselelerinin- on yıllarca çözümsüz kalmasına, statükonun devam etmesine bir dur diyeceğimiz dünyaca anlaşılması gerekir. Olumlu bir adımdır. Umarım aynı şekilde karşılanacaktır. Uluslararası toplum da umarım olumlu karşılayacaktır. Rum tarafı yine buradan bir propaganda çıkartmak için uğraşıyor, bunu görüyoruz. Bu son derece yanlış ve haksız bir davranıştır. Bu güne kadar kapalı kalmasının nedeni Rum tarafının retçi zihniyetidir, uluslararası toplumun da buna göz yummasıdır.”

ATA ATUN: KKTC’Yİ KUCAKLAYAN, AYAĞA KALDIRAN ZİYARET

“Dün Sayın Erdoğan Bey’in yaptığı ziyaret bir kaç farklı nedenden ötürü çok önemli. Bunlardan biri yanında altı bakan ve Sayın Devlet Bahçeli ile bu ziyareti gerçekleştirmesi. Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC’yi kucaklayan, ayaklara kaldıran, arkasında olduğunu vurgulayan bir ziyaretti bu. Son derece önemliydi bu ziyaret ve mesaj.  Maraş konusunda Sayın Erdoğan’ın yaptığı açıklama da çok önemliydi. 6 bakan ve Devlet Bahçeli Bey ile gerçekleştirildi bu ziyaret.  Çok önemliydi.”

MARAŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE VE RUMLARIN YAKLAŞIMI

“1963 günü Kıbrıs’ta Rumlar Türklere saldırdı. Buradaki insanlar göçe zorlandı, evler yakıldı, yıkıldı. Ve o insanlar daha güvenli olan bölgelere Kızılay’ın gönderdiği çadırların içerisinde kaldı. Onların gönderdiği giyecekleri giyerek, onların gönderdiği yiyecekleri yiyerek hayatta kaldılar. 63’ten-68’e kadar göçmen olarak yaşadılar. Şubat’ında Türkiye’nin baskıları, Rauf Denktaş’ın girişimleriyle Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta ilk görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşme başladığında gündemde Küçük Kaymaklı bölgesi vardı. Türklerin bu bölgeye yeniden gelebilmesi, yaşamlarını sürdürebilmesi için müzakereler gerçekleştirdi. Bu müzakerelerde Clerides bölgenin yeniden Türklere geçirilmeyeceğini ifade etmek için “Burayı kanla aldık, kanla veririz” sözlerini söylemişti. 68’den 74e kadar insanlarımız çadırlarda yaşadı. Mutlu Barış Harekatı’ndan sonra evlerine dönebildi. Sayın Erdoğan ve Tatar ortak olarak Maraş konusunda bir şey söyledi. “Maraş’taki evlerin sahiplerini biliyoruz. Kim oldukları bellidir. Buyursunlar gelsinler, taşınmaz mal komisyonuna başvursunlar. Biz kendileriyle hesaplaşırız. Evlerine mülklerine geri dönebilirler” dediler. Burada önemli olan nokta şu Rumlar bir taraftan “Kanla aldım vermem” diyor. Türkler ise ne kadar barışçıl olduğunu ortaya koyuyor. Aradaki fark bu. Karabağ’da da aynı durum söz konusu. Ermeniler çekilirken yakıp yıkıyor, geride hiç bir şey bırakmamaya çalışıyor. Aradaki fark bu.”

KKTC’NİN ULUSLARARASI ARENADAKİ GELECEĞİ

“Denizin altında kabloyla elektrik getirme çalışmaları başladı. Türkiye buraya ne kadar önem veriyor ortada. Erdoğan Bey” KKTC’yi hiç bir zaman yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.Her zaman yanınızdayız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ersin Tatar’ı, Azerbaycan’a ziyaret etmeye teşvik ettirmesi de çok önemli bir gelişmedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in Ersin Tatar’ı davet ettiği haberleri çıktı kısa sürede. Bu ikinci büyük bir adımdır. Daha önce Azerbaycan’ı Karabağ konusunda tehdit ediyorlardı.”Siz KKTC’yi tanırsanız, biz de Karabağ’ı tanıyacağız” diyorlardı. Artık Karabağ sorunu da bitti. Türkiye’nin son on yılda yatırım yaptığı diğer ülkeler de KKTC noktasında atılımlar yapacaktır. Özellikle Afrika’daki eski Fransız sömürgesi 15 devlet var. Bunların hepsi Türkiye ile bire bir ilişkileri muhteşem. Zaten Macron’un derdi de bu. Doğu Akdeniz değil, Afrika’daki çıkarlar. Her yıl Afrika’dan 500 milyar dolar tahsil ediyordu Fransa. KKTC’nin tanınma yolu yavaş yavaş açıldı.

1963’TEN BERİ İLK KEZ

Erdoğan’ın Maraş’a geleceği haberi sarsmaya yetti ortalığı. İngiliz Yüksek Komiseri tamamen Rumlara yönelik bir tepki açıklaması yaptı. 1963’ten bu yana ilk kez böyle bir şey görüyorum. “Siyasi eşitliği kabul etmezseniz ufukta ayrılık görünüyor dediler.” Bu bile durumun, Türkiye’nin bölgesel gücünün göstergesidir dedi.”

EMETE GÖZÜGÜZELLİ: GELECEK ASRI ETKİLEYECEK DİPLOMASİ ATAĞI

“Dün gerçekleştirilen ziyaret çok önemliydi. Bu ziyaret ve Maraş’taki sembolik piknik etkinliğini dünyaya Maraş’ın Kıbrıs Türk idare ve egemenliği altında olduğunu gösteren, bu bölgenin aslında bir işgal bölgesi olmadığını ortaya koyan, açılması yönünde atılacak adımla birlikte gelecek asrı etkileyecek olan bir diplomasi atağı olarak değerlendirebiliriz.”
 

BAĞIMSIZLIK İÇİN ÖNEMLİ DESTEK

“Sayın Erdoğan’ın Maraş ziyaretinde bizzat Cumhur İttifakı olarak bu alanda destek ortaya koyması, KKTC’nin egemenliğini, bağımsızlığını desteklemek amacıyla bu denli geniş katılımlı bir şekilde yer alınması, açıklamalarla ekonomik anlamda Kıbrıs Türk’ünün kalkınmasına katkı konulacağı, Ana Vatan’ın Kıbrıs Türklerinin yanında olacağını ilan etmesi son derece önemlidir.”

“KIBRIS TÜRKLERİ’NİN GÜCÜNÜN İFADESİDİR”

“Tabi bu konu siyasi, ekonomik, askeri ve hukuki anlamda sonuçları olacak bir konudur. Siyasi bağlamda Türkiye ve Kıbrıs Türkleri’nin gücünün ifadesidir. Hukuki anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanma kararlılığının ifadesidir. Mülkiyet hukukuna saygı duyan bir anlayışla taşınmaz mal komisyonu bünyesinde, buraların gerçek sahiplerine mülkiyet hakkını kullanma geleceğinin otoritesinin kendinde olduğunun ifadesidir. Askeri anlamda şüphesiz bu bölgedeki kalkınmayla birlikte , güvenliğin bu alanlarda daha fazla tedarik edilmesi öne çıkacaktır. Bunun için özellikle iskele bölgesinde denizlere dair lojistik limanların açılması ve bu alanda faaliyetler yürütülmesi sonuçları da olabilecektir. Bölgedeki gelişmeler ekseninde üsler konusunun daha da önem kazandığını görmekteyiz.”

“TÜRKİYE SOYDAŞLARINDAN, AKRDEŞLERİNDEN ASLA VAZGEÇMEZ”

“Türkiye’nin Kıbrıs politikası nasıl şekillenecek diye baktığımız zaman, yapılan izahatlarda eski Rum mantığında, eski çözüm modellerinde artık Helen mantığını destekleyici düzlemde Kıbrıs meselesini ilerletme ve mevcutta olanlara tahammül etme anlayışının olmadığını Sayın Erdoğan net bir şekilde ifade etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin politikası bundan sonra Kıbrıs’ın uluslararası alanlarda görünürlüğünün sağlanması, ambargoların Kıbrıs Türkleri üzerinden kaldırılması sonuçlarına varılabileceği kanaatindeyim. Türkiye soydaşlarından, kardeşlerinden asla vazgeçmez. Cumhurbaşkanı ortaya koyduğu tavırda halkın iradesini ortaya koyarak Türkiye’nin olmazsa olmaz olduğunu belirtmektedir. Bu birlik beraberlik açısından önemlidir. Doğu Akdeniz’de tek bir mesaj verilecek. Her iki vatanın da mevcut gelişmelerde “Oldu, bitti” kavramına müsaade edilmeyip, daha güçlü bir duruş sergileneceğini göstermektedir. “

Haber Kaynağı; https://www.haber7.com/dunya/haber/3034606-tarihi-maras-cikarmasi-ve-kktcnin-gelecegi

16
Kas
2020

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.
*